Sayfalar

8/05/2011

ordan burdan.. çok sevdiğim arkadaşım Ebru'ya.. :)

epeydir yazamıyorum fırsat bulup da, bugün de aklımda yoktu aslında ama çok sevdiğim bi arkadaşımın mesajı üzerine uykusuz kalmak pahasına yazmaya karar verdim. blogumu tesadüfen görmüş hem de! beni mesajıyla çok mutlu etti, ben de bu yazıyı ona ithaf etmeye karar verdim :)
uzun zamandır yazamamamın en büyük sebebi taşınmış/taşınıyor olmam. daha tam da yerleşmiş sayılmayız, dolayısıyla bu tantanada insan vakit bulup da ne güzel bi yemek koyabiliyor ağzına, ne de bilgisayarın sarj aletinin yerini hatırlayabiliyor:)) son haftalarda en cok yediğim sey dominos pizza sanırsam, fast food sever biri değilim ama pratik çözümler gerektiğinde dominosu mc donalds ve benzeri fast foodculara tercih ederim! incecik hamurlu italiano hiç de kötü değil valla!

velhasıl cok sevdiğim boğaza (e kim sevmez) ve dolayısıyla tarabyaya güle güle,yeni semtim kemerburgaza merhaba demiş bulunuyorum! hakkımızda hayırlısı:) Tabi tarabyayla beraber passion'a (mekanın el değiştirmesi sebebiyle zaten kapanıyordu), emek mantıya, circle cafeye, boğazın yüzkarası kaşıbeyaza, therapia'ya, kıyı'ya, ailemizin restaurantı le pecheur'e de veda etmiş bulunuyorum!

okura not: yeni gittiğim yerlerde not alma alışkanlıgım da var ama, şu an hangi kolideler bilemiyorum, o yüzden hafızamla idare etmek zorundasınız ey okurlar! hatalarım affola!

bölüm 1: geçen ay 2 günlüğüne Cunda'ya gittik, tek kaydadeğer yemeğide Bay Nihat'ta yedik. Cundanın meşhur sahilindeki sıra sıra dizilmiş balık restaurantlarından birisi. ancak tesadüfen değil, yogun araştırmalarım sonucunda bu restauranta gitmeye karar verdik(m) tabiki! aslında hakkında yazılan herşey olumlu değil, mesela ekşisözlükte pek çok kişi çok kazık oldugundan bahsetmiş ama ben "ulan kırk yılda bi cundaya gidiyoruz, adam gibi bi yemek yiyelim, zaten tatile de 2 günlüğüne çıkabiliyoruz ancak, artık ne kadarsa parası vericez" mantıgından hareketle bizimkileri taktım peşime. zaten çook abartı olmadıkça, yemeğe verilen paraya acımıyorum ben, yeterki lezzetli ve keyifli bir yemek olsun! sofra donatmayı da cok severim, maksat gözüm doysun- bilenler bilir :)) sonra hepsinden 2 çatal alır bırakırım, millet de "bu kız bu kadar yiyo da nası bu kadar zayıf" diye kafa yorar durur :))
neyse, bu bay nihatta belki 50 çeşit meze var(daha fazla bile olabilir). çoğu da başka yerde görmediğim şeyler, biraz rum etkisi, biraz uydurmasyon, gerçekten farklı lezzetler sunuyorlar. ha, hepsi cok mu harika? hayır, ama hergün aynı şeyleri yiyeceğime, farklı tatlar denemeyi çok şahane olmasalar da tercih ederim ben.

misal, sübyenin binbir çeşidi vardı, normal de sübyenin kendisi heryerde bulunan bir deniz mahsülü bile değil! biz safran soslu sübye paça yedik, bana hitap etmedi ama eminim sevenler olur, değişik bir lezzetti, bana biraz ağır geldi. ahtapot yahnisi yedik mesela, şahaneydi, ızgara ahtapot halt etmiş! özel bir sosta pişirmişler, o sosu içine öyle bir çekmiş ki ahtapotlar, agızda eriyecek kadar yumuşak olmuş, biz bayıldık, 2.yi söyledik. sonra farklı farklı eritilmiş peynirler yedik, biri tarçınlıydı, çok yaglı ama lezzetliydi. bi de fransızların yaptıgına benzer şekilde tencerede midye pişirmişler şarap soslu falan ama, yok böyle bişey!! tekbaşıma 2 tabak yedim!! ve gözüm doysun diye değil, bu sefer gercekten bitirdim! ayrıc servis de süperdi, yanlız hesabı hatırlamıyorum :))
demekki neymiiiişşşş?? yemek gercekten tatminkar oluncaaaa, verilen para akılda bile kalmayabiliyormuuuşşş!


2.şu yeniköy kaşıbeyaz'da ne buluyorsunuz?? biri bana anlatsın!! hayatımda gördüğüm en kıro, en görgüsüzce döşenmiş, en gürültülü (izolasyon sıfır), en fazla gereksiz eleman sayısına sahip ( müşteri başına 3 garson düşüyo), bu kadar elemana ragmen servisin en cok aksadığı, yorucu, sıkıcı, manasız mekan!
tamam anladık, bogazda kebapcı eksikliği vardı, vardı da, bu kadar mu kebabınız gelmişti yahu? gidin levente vengeye, köşebaşına, ne biliyim tikeye gidin, tahtasaraya gidin, daha olmadı kaşıbeyazın floryadaki esas yerine gidin! ama insan bu yeniköydeki 4 katlı rezalete nasıl tahammül eder anlamıyorum.
yada anlıyorum, bizim insanımız bundan anlıyor, varaklı saçmasapan aynalar, koca koca ama alakasız avizeler, beyaz lake ama en parlağından yerler, sohbet etmenin imkansız oldugu ama illaki illaki sigara içilebilen mekanlar, yemek yerken tepesinde dikilip lafını dinleyen garsonlar!!
ha sen niye gittin diye sorarsanız, ilkinde bilmeyerek denemek için ailemle gittim, sigara içilebilmesi sebebiyle tüm diğer katlar sakin sessizken biz en gürültülü kata gittik tabiki (beni sevgili görgülü kültürlü babam da yukarıda tarif ettiğim tipe uyuyor korkarım). hayatımın en korkunc ama en eglenceli yemeklerinden biriydi. neden mi eglenceli? etrafla, dekorasyonla, garsonlarla, müşterilerle, herşeyle herşeyle dalga geçebildiğimiz için:) malzeme bolluğu vardı yani! ikincisinde yine babama eşlik etmek için, üçüncüsündeyse sevgilimin merakını gidermek üzere ona eşlik etmek için gittim. inanın, yemekleri nasıl sorusuna cevap veremem, çünkü dikkat edemedim, çünkü tüm diğer detayların berbatlıgından, yemekler aklımda bile kalmadı..sanırım vasattı, zaten ben çok da kebap sever bi insan değilim.
size resimlerle kanıtlamak isterdim ama cok sevdiğim blogumu kirletmek istemedim, websitesine girip bakabilirsiniz ama resimle falan olmaz, o atmosfer ancak yaşanır :)

3.ordan burdan:
-lavanda otel- şile. canım arkadaşım emre şen büyümüş de şef olmuş! çook da başarılı. 300 kişilik düğün davetinde bu kadar leziz yemekler ben ilk defa yedim! kutluyorum!! bi gün özel olarak gidip yemeklerinin tadına bakıp ondan sonra daha detaylı bir yazı yazıcam, 300 kişilik yemeği baz alarak yazma dedi çünkü. halbuki övgüden başka yazıcak bişeyim yok!


-home store- etiler akmerkez diil ama, nispetiyede, şamdanın bahcesindeki. home store hakkında herkes fikir sahibidir diye tahmin ederek servisine, yemeklerine falan değinmicem deee, o bahcedeki su buharı üfleyen sistem geçen haftalardan birinde- hani şu cehennem sıcagı yaşadıgımız- gerçekten hayatımızı kurtardı. resmen üşüdük hatta. allah razı olsun valla!

-şu akaretlerde açılan kaf:f denen yeri duymadıysanız, derhal kalabalık bi grup organize edip bi akşam gidin! ben gittiğimde haftasonuydu ama yazın haftaiçleri de hareketli oluyodur diye tahmin ediyorum! sadece türkçe müzik çalan, acayip şeker, süpper eglenceli bi yer! sürpriz: yemekleri de leziz! risotto yedim ki zordur, çok başarılıydı!12den sonra gece kulubune dönüyor ama ufak bahcesi olan bir mekan, gelenler de kaliteli, rahat rahat coşup dansetmek için ideal! gidin kurtlarınızı dökün, tavsiyemdir!

-son olarak bir bombam var: şırdan!!
bilenler bu kısmı dikkate almayabilirler, benim gibi adını ilk defa duyanlar buraya!
şimcik benim canım Pınar'ım, haziranda memleketi Adana nişanlandı, e haliyle biz de kalktık gittik. ama insan misafiri böyle mi ağırlar??? misafire bu mu sunulur? bu yenir mi ya insaf!

bilimum sakatatı yerim, kurbaga bacagı yedim, salyangoz yedim, gene olsa gene yerim ama bu şırdan olcak iş diil. bi kere tadı da bişeye benzemiyo, e ne anladım? içini iç pilavıyla dolduruyorlar, bu zevksiz adanalılar da (!) afiyetle yiyolar! mumbar dolması denen şeyi de yiyememiştim mesela, onu seviyosanız bunu da yersiniz siz! sanırım ben böyle şeyler için fazla hanfendi (!) kalıyorum!



neyse, çok uykum geldi, daha yarın kalkıp sevgilime sosisli milföy yapıcam :) şırdanla veda etmek istemezdim ama artık Ebru'nun şansına :))

dipnot: Erzurumdan bihaber Erzurunlu arkadasımın hatırı için uykusuzlugumun son limitinde KOÇ CAĞ KEBAPÇISIna mutlaka ama mutlaka gidin diyorum! Ben de ilk fırsatta Ebru'yu götürücem. yediğim günden beri tadı damağımda, yaklaşık 4 sene oluyo! hayatımda tattıgım en güzel şeylerden biri! kayaga gidiyosanız bu kış mutlaka bi kere de o tarafa gidin, aten cağ kebabını bi kere yedikten sonra bi daha uludağa zor gidersiniz :)

sevgiler, Ece

7/01/2011

4 cocktails 4 snacks !!!

Selam!!
dün akşam Maslak'taki Msa'da Maksut Aşkar ile Fancy Classsics and Bites kursuna katıldık! Konsept şudur ki, 4 adet cocktail ve her birinin yanında yenilecek snakcler hazırlanacak, birer birer hepsinin tadına bakılacak, kalanlar paketlenip evde taşınacak!
Önlükler giyildi, önümüzde tüm malzemeler hazır, karnımızda gurulduyo! Yani biz çook hazırız! Hadi başlayalımm:)

1.Cosmopolitan & Smoked turkey, blackberry chutney and crisps:

İlk cocktailimiz Cosmopolitan, yanında da kıtırlarımızın üstüne sürmek için  "blackberry chutney" hazırlıyoruz! Bu chutney denen şeye ben bayılırım, ilk defa Londra'da, Liverpool Street Station yakınında ki inanılmaz sanviççimizde yemiştim. Ordaki favorim elmalı olandı, tavsiye derim, jambon gibi şarküteri ürünleriyle çok güzel oluyor. Reçelle turşu arası bu tatlı-ekşi lezzetin, şefimiz av hayvanlarıyla yenilmesini önerdi!Yapımı da çok basitmiş! Tarif için pls see below :) Bitince chutneylerimizi önceden 10 dak kadar fırında gevrettiğimiz tortilla parçacıklarının üstüne sürüyoruz, üstüne de smoked hindi parçalarımızı koyuyoruz ve ta-taammm!! sırada cosmopolitanımızı hazırlamak var!
    ***Chutney tarifi***
yıldız anason buymuş :)
100 gr böğürtlen
2 çubuk tarçın
10 adet karanfil
4 adet yıldız anason
10 adet tane karabiber
100 gr şeker
1 adet kırmızı soğan- yarım halkalar halinde ince doğranmış
10 cl şarap sirkesi


Önce tavaya böğürtlenleri atıyoruz biraz fokurdayınca soğanı katıp kavurmaya başlıyoruz, soğanlar ölmeye başlayınca , baharatları ekliyoruz.böğürtlenler suyunu verince şekeri koyuyoruz, bu esnada süreli karıştırıyoruz. suyunu çekince şarap sirkesini de ekliyoruz veee reçel kıvamına gelince altını kapatıyoruz!! sonra da afiyetle yiyoruz!!

Cocktailimize gelince, yapımı teoride çok basit ama şefimizden cocktail yapımıyla ilgili önemli püf noktaları öğrendik! Sırası geldikçe paylaşacağım =) Mesela shaker'ı fazla sallamak iyi değilmiş, amaç az sayıda ama güçlü şekilde sallayarak içeriği sulandırmadan hızlıca soğutmak!
   ***Cosmopol,tan tarifi*** 2 kişilik
8 cl vodka (Absolut kullandık)
4 cl portakal likörü (Hare kullandık)
4 cl yabanmersini suyu
1/2 adet lime (birkaç parçaya bölünmüş)

Tüm malzemeyi shakera koyup biraz da buz ekleyip çalkalıyoruz, süzerek önce bardağa , ordan da midemizeeee boşaltıyoruz! (bayagı da agır oluyor, vodkayı azaltıp yabanmersini suyunu arttırmak hafifletmek için en iyi yolmuş!)

2.Lime caipirinha& seabass ceviche, fennel carpaccio and avokado:

isimler neden ingilizce diye sormayın ben koymadım, bilmiyorum!
Bilmeyenler için, caipirinha bir brezilya içkisi, seabass bildiğimiz levrek, fennel da rezene demek. cevicheyi az sonra açıklicam!
Şimdi bir adet levrek filetosunu alıyoruz ve bıçağı balığa mümkün oldugunca paralel tutarak incecik silimler kesiyoruz. Daha sonra bir tabağa zeytinyağı döküyoruz ve üstüne deniz tuzu serpiyoruz, levrek dilimlerini de tabağa yerleştiriyoruz, son olarak asitte bekleyerek pişmesi için üztüne limon sıkıyoruz! ve yaklaşık 20-25 dakika sonra balıkların gerçekten de sadece limonun ve tuzun sayesinde bizim bildiğimiz anlamda olmasa da piştiğini görüyorsunuz! şahsen bizi çok şaşırttı vee inanılmaz lezzetli oldu, çok da pratik kesinlikle evde deneyin derim! ben kesin hafatda bir yaparım artık :) evi balık kokutmadan balık yemek için ideal :))
balıklar hazır olunca altına avokado dilimleri üstünede rezene koyarak küçük kanepeler yapıyoruz!
***Caipirinha için malzemeler:*** 2 kişilik
12 cl cachacha
1 adet lime
4 tatlı kaşığı şeker
kar/kırılmış buz

Bu sefer lime ve şekeri shakera diil bardağa koyuyoruz ve- mojito yapılırken görmüşsünüzdür- tokmakla iyice eziyoruz.üstüne önce bol buz, sonra cachacha ekliyoruz. Direk servis ediyoruuzzzz..

3.Dirty Martini & Green olive and coriander paste, black olive crisps:

Bildiğimiz yufkanın arasına zeytin ezmesi zeytinyağı karışımını sürüp ufak parçalara bölüp fırına verince bu kadar lezzetli bişey olucanı gerçekten ben düşünemezdim! deneyin!! 5 dakkada hazır:)

   ***Paste tarifi***
100 gr çekirdeksiz yeşil zeytin
2 çay kaşıgı kişniş tohumu
1 yemek kaşıgı zeytinyağı
1 çay kaşığı kimyon
1/2 adet limon suyu

çok basit, hepsini robota koy, karıştır!!! ister ekmekle, ister kıtırla, grissiniyle nasıl istersen yee :))


   ***Dirty martini***
2 cl vermouth
12 cl cin
1 cl zeytin suyu!!!
3 adet yeşil kokteyl zeytini
1 adet limon kabuğu

bu kesinlikle yapımı en ilginç olan cocktaildi! limonun KABUĞUNU sıkınca asit çıktıgını öğrendik mesela, ve bu asitle martini bardaklarını yıkadık! üzerine zeytin suyuyla bardağı çalkaladık, zeytin suyunu shakera geri boşalttık.cin ve vermouthu da shakera ekledik, 3-4 parça buzla sallayarak soğuttuk. aynı cocktaili  vermouthla bardağı yıkadıktan sonra vermothu lavaboya dökerek (kokteyle katmadan) yaparsak VERY DRY MARTİNİ, cini buz gibi soğutulmuş halde yine vermouthsuz olarak bardağa koyarsak da VERY VERY DRY MARTİNİ oluyomuş! Tabii her şekilde garni olarak zeytin olmazsa olmaz!!

4.Classic Margarita & Pan grilled shrimps, tequila & pepper aioli:

Jumbo karidesleri  kabuklarını çıkardıktan deniztuzu ve zeytinyagında biraz beklettik, sonra azcık zeytinyagında kızarttık.
Aioli, tapas sevenlerin yakından bilidği bir lezzet! mayoneze benzeyen, sarımsaklı bir karışım/dip/sos.

   ***Aioli***
2 diş sarımsak
2 çay kaşığı tuz
100 ml zeytinyağı
2 yumurtanın sarısı
2 yemek kaşıgı hardal
2 çay kaşıgı beyaz şarap sirkesi
1/2 çay kaşıgı beyaz toz biber
1 adet limon suyu
3 cl tekila

tekila, yağ ve şarap sirkesi hariç tüm malzemeleri çırptık, sonra yavaşça yagı ekledik, en son da tequila ekleyip sos kabına aldık, süppperrr oldu!! Karidesleri batırıp yedik ama ben aioliyi en çok küp şeklinde kızarmış patatesin üstünde seviyorum, şiddetle tavsiye ederim!!

   ***Margarita*** 2 kişilik
8 cl tekila
4 cl portakal likörü
1 adet lime
buzzzzzzzzzz

tüm malzemeyi shakerda karıştırıyoruzzz, hava atmak için bardağın tepesini yarım daire şeklinde tuza batırıyoruz ( böylece isteyen tuzlu tarafından isteyen tuzsuz tarafından içebilirmiş, hocam öle dedi :)

İŞTE BÖYLEEEE, BU KADAR ÇOK ŞEYİ YAKLAŞIK 3,5-4 SAATTE HAZIRLAYIP YEDİK-İÇTİK! YAZARKEN BİLE YORULDUM :) ÇOK KEYİFLİ BİR EĞİTİMDİ..
MUTFAK SANATLARI AKADEMİSİ'NE BİR GÖZ ATIN, GERÇEKTEN KEYİFLİ EĞİTİMLER VAR, ÇOK DA BAŞARILILAR!
http://www.msa.tc/flash_siteT/fullpage.html
Bana bu eğitimi bulup sürpriz yapan sevgilime ayrıca teşekkür ederim!

Hadi bana iyi geceler!
xo
Ece

6/30/2011

BU AKŞAM NAPIYORUM??

ARKAMA YASLANIP KOKTEYLİMİ YUDUMLAYARAK, BU GÜZEL SÜRPRİZİN KEYFİNİ ÇIKARIYORUM! 
MUTFAK SANATLARI AKADEMİSİNDE HARİKA BİR EĞİTİME KATILIYORUM, DETAYLAR AŞAGIDA!
DENEYİMLER DE YARIN SİZİNLE!





Fancy Classics n Bites' Eğitimi


MSA'da şef Maksut Aşkar ile 30 Haziran'da gerçekleşecek bu özel eğitimde kokteyl ve lezzet eşleştirmesi yaparken nelere dikkat edilmesi gerektiğini işin uzmanından öğrenebileceksiniz. Her lezzet ve kokteyl hazırlığı sonrası lezzetler katılımcılar tarafından tadılacak. Kokteyller hazırlanırken, kokteyl ailesi ile ilgili bilgiler paylaşılacak. Bu eğitim ile, katılımcılar, hem kolay lezzetler hazırlamayı hem de kokteyl hazırlamayı öğrenebilecekler.

Eğitimdeki Menü:
Dirty martini / Yeşil zeytin&kişniş kreması,siyah zeytinli çıtırlar
Classic margarita /Tavada ızgara karides,tekila ve biberli aioli
Lime caipirinha / Levrek ceviche, rezene carpaccio ve avokado
Cosmopolitan / Füme hindi,karadut chutney ve çıtırlar 




6/16/2011

YENİ BALIKÇIMIZ- THERAPIA!

dün hadi dedik yemeğe gidelim, ama yakın biyer olsun. aklımıza yeni açılan therapia geldi, tarabyadan kireçburnuna doğru giderken, solda (melissa'nın üstü).
Therapia Tarabyanın eski Yunanca adıymış meğersem, yeni öğrendim ben de."Tedavi olunan veya tedavi eden yer" anlamındaymış, çok şeker diil mi? :) Karadenizden esen rüzgarlar sayesinde havası çok temiz ve esintili diye koymyşlar bu adı. Bir de balığı bol diye :)
Neyse, sonuçta restaurant adını burdan almış. Ama bizi esas ilgilendiren kısım bu değil tabi ki!
Peki ne?
1. leziz yemekler!
2. süper servis!
3. şahane boğaz manzarası!

(reklam gibi oldu) http://www.therapiabalik.com/

therapia balık

Valla 3üde var. Eftelya (Arnavutköy) dan ayrılan bir ekip açmış duyumlarımıza göre, dolayısıyla benzerlikler var. En güzel tarafı da taa Arnavutköy'e kadar gitmeden o şahane, aşerilesi domates-soğan salatasından yiyebilecek olmamız! Her balık restaurantının menüsünde olan şeyler var burda da, ama yeni trende uyup birkaç spesiyal eklemişler tabisi.
Misal, Pazı yaprağına sarılı levrek(denemedik), balık fajita (denemedik), şefin spesiyali-lagos balığı: sevgilimin favorisi, ben sosunu biraz mayhoş buldum, ama o çook beğendi; bir de tahinli portakallı sufle- buna da bayıldı bizimki:)
Ben her zamanki gibi  bulmuşken tekiri, tüm tokluğuma rağmen indirdim mideye! bayılırım!! çok da güzel pişirmişlerdi, tam sevdiğim gibi, sulu sulu, kurutmadan kızartmışlardı. Çok pişerse hemen tadı kaçıyor bu tekirciklerin, zaten miniminnacıklar, kuruyup gidiveriyolar valla.
Tabi balıktan önce yine 88 çeşit meze yiyerek kendimize mide fesatı geçirtttirdik!
Deniz börülcesi (bol sarımsaklı ve limonlu olmalı)
Ahtapot salatası (çok başarılıydı, ahtapotun terbiyesi çok önemli ve zordur)
Közde bütün patlıcan
Jumbo karides (yummm)
Levrek marine
Balık pastırması (sevgilim bunun bir "icat" olduğunu buyurdu, lakin daha önce hiçbir yerde yememiştik, değişik, denenmeli, ağır değil!)
Fava (gerçekten tadı çok güzeldi, tatsız tutsuz diildi, bende favaya bayılırım şahsen!)
Uskumru salatası- pişmiş soğuk uskumrunun üzerine tam da ne oldugunu keşfedemediğim ama içeriğinde soya sosu olan bir sos döktüler, şimdiye kadar yediklerimin en iyisiydi!

valla daha da yediysek hatırlamıyorum, boşanıp da semerimizi yeseymişiz hani!

dediğim gibi servis gerçekten de süperdi, hiç aksatmadılar, bi de sağolsunlar çıkışta tarabyada çevirme varmış uyardılar da polise yakalanmaktan kurtulduk :)

hesaba gelinceee, iki kişi bu kadar yedik, 2 kadeh rakı, 1 kadeh de beyaz şarap içtik (lokmalarımızı saymışım hehe) 220 tl verdik. bu da biline..

bir de yeniköy de yeni açılan yelken'e gidiyim, hangisi daha iyi söylicem size :)

sevgiler,
Ece

6/08/2011

All Sports Cafe -bir klasik

bazı mekanlar vardır, hani böyle aslında hiçbiyere gidesiniz olmadığı ama evde de malesef hiiiç yemek olmadıgı için mecburen dışarda yemeniz gerek durumlarda, sırf orada rahat edeceğinizi bildiğiniz için gittiğiniz.. insanı evdeymiş gibi hissettiren, yemekleri harika olmasa da yüzünüzü güldürebilen..tanıdık bişeyler barındıran içinde, ya da bahçesinde; belki güleryüzlü, samimi bir garson, belki annenizin yemeklerinden birini andıran bir yemek, belki sıcacık bir ahşap masa, belki rahat koltuklar..
all sports cafe tam da böyle bir yer benim için. her gittiğimizde bahçedeki büyük ahşap masada sahibi zehra hanımı birileriyle sohbet halinde görürüm, hep doğal,güleryüzlü, işinin başında. yanlış anlamayın, tanımam kendisini şahsen, ama her seferinde görünce insan bir tanıdıgını görmüş gibi oluyor bir süre sonra:) bir de yemek kitabını almıştım cafenin (tavsiye ederim!), onuı imzalamıştı hemencik benden habersiz, bir jest olaraktan:)
kaç mekan kaldı istanbul'da, her gittiğinizde sahibini görebileceğiniz? onların evi gibi olmuş ya orası, aynen bu yüzden bir ev hissi veriyor zaten insana. sıcacık, samimi.
güleryüzlü garsonları var sonra, insanın yüzünü güldüren! tavsiye istediğiniz zaman en içten şekilde yardımcı olmaya çalışan ve becerebilen!
dün yine all sports'u tercih ettim dişçiden çıktığım, tüm çene bölgemin ağırlaştığı, dişlerimin sızladığı ve aynı zamanda açlıktan öldüğüm bir akşamda. bildim ki menüde zavallı dişlerime uygun, yumuşak bir yemek bulamasamda onlar beni aç bırakmazlar, en kötü bi patates püresi getiriverirler önüme, geçmiş olsun dilekleriyle:)  huysuzdum, hiçbişeyi istemediğim ve beğenmeyeceğim bir moddaydım amaoradan mutlu ayrıldım. makarna yedim en yumuşak onu buldum diye, çok güzel falan diildi, evde daha güzellerini yapıyoruz hepimiz zaman zaman. dümdüz peynirli bi makarnaydı ama acıtmadı dişlerimi, söylenmedim bende makarnanız güzel diil diye, tüm huysuzluguma ragmen, all sportsun ve zehra hanımın hatrına sustum, hepsini yemedim sordu garson beğenmediniz mi diye, yok dedim, çok geldi. bozmadım onu, kıyamadım :) sevgilimin şahane fırında antrikotundan otlandım bende, yanında patates püresiyle!
iyi ki varsın all sports! senin gibi yerler azaldı artık. fabrika gibi cafeleri sevmiyorum ben. samimi olmalı cafe dediğin..
http://www.allsportscafe.com/tr/

not: bir de bebek koru kahvesinin işinin başından bir an olsun ayrılmayan dünya tatlısı karı-koca sahiplerine bayılırım yıllardır! oras da ikinci evim gibidir aynen! hak geçmesin! :)


not2: amerika maceralarım bitti zannetmeyin! arkası yarın:))